Köpek Almayı Düşünenlere Yardımcı Olacak Tavsiyeler

Köpek cinsleri ve seçimi gibi konuları hallettiniz ancak köpek sahibi olmaya gerçekten hazır mısınız? Sözlük yazarlarının yorumlarıyla köpek düşünenler için yardımcı tavsiyeleri derledik.

9 aydır evimi bir köpekle paylaşıyorum
bir yaşına yaklaştı. dolayısıyla biraz piştiğimi ve köpek sahiplenmeyi düşünenlere birkaç tavsiyede bulunabileceğimi düşünüyorum.

köpek alırken en önemli nokta insanın kendini tanıması bence. kendi kapasitesini, yapabileceklerini ve yapamayacaklarını bilen bir insan doğru köpeği sahiplendiğinde hepimizin küfrettiği bu hayvan terk etme olaylarının yaşanmayacağını düşünüyorum.
misal ben büyük ırk köpek seviyorum. kocaman kocaman sarılayım, başımı göbeğine gömeyim falan istiyordum. ama kendimi tanıyorum. tembelin tekiyim. büyük ırk bir köpeğin gün içinde asgari 2 saat gezdirilmesi, koşturulması, enerjisinin atılmasının sağlanması gerektiğini biliyorum. kesinlikle bana göre değil. hal böyle olunca küçük bir ırka yöneldim sahiplenme kararını almadan.

evimde 2 kedi, bir de 8 yaşında bir çocuk var. haliyle diğer hayvanlarla anlaşabilen ve çocuklarla uyumlu bir ırka ihtiyacım vardı. gün içinde ancak bir saat gezdirmeye vakit ayırabileceğimi de baz alarak karar verdim ve bir maltese terrier sahiplendim. şeker gibi bir ırk, cuk oturdu ailemize.

doğru ırkı bulduktan sonra, insanın yavru mu yoksa yetişkin bir köpek mi alacağına karar vermesi gerekiyor
çevremdeki köpeklilere bakınca ikisinin de kendine göre artısı ve eksisi olduğunu görüyorum. ben, yavru bir köpek büyütmenin keyfini yaşamak istedim. şu dönemde çalışmadığım ve sürekli evde olduğum için de altından kalkabileceğime karar verdim. şunu mutlaka belirtmeliyim, evde sürekli biri olmayacaksa, yavru büyütmek imkansız. zor falan demiyorum, imkansız. her yere tuvaletini yapacak, 3 saatte bir acıkacak, beslenmesi gerekecek, ilk 3-5 ay iki saatten fazla yalnız bırakamayacaksınız. mümkün değil sabah 8’de evden çıkıp akşam 7’de gelirken bu ihtiyaçları karşılamanız.

diyelim ki bir yavru sahiplenmeye karar verdiniz. yaklaşık bir yıl bok temizleyeceğinize zihnen hazır olmanız gerekiyor. evdeki halılar kalkacak, sirke kokusu hayatınızın vazgeçilmez bir parçası olacak, evin muhtelif yerlerinde köpek pedi olacak… bunları gözünüz kesmiyorsa allah aşkına almayın. size de günah hayvana da. köpekler çok çabuk bağlanan canlılar. dağılıyorlar terk edildiklerinde. günahına girmeyin hiçbirinin.

benim köpeğim son derece iyi huylu ve eğitime çok açık bir hayvan. rutin zorlukları dışında ekstra bir zorluğu olmadı tuvalet eğitimini alırken. yakın zamanda günde 2 kez çıkartmaya başladım ve buna da uyum sağladı.

gelelim bu noktaya nasıl geldiğimize
alan daraltma, köpeğe tuvalet eğitimi vermenin en sorunsuz ve kolay yolu. bütün evi köpeğin erişimine açarsanız, oraya buraya ped koysanız bile (zira aşıları tamamlanmadan sokağa çıkartmanız yasak olacağı için ilk 3-4 ay eve yapacak tuvaletini) alanın büyüklüğünden pedi bulamayacak köpek. sık yediği ve sık tuvaleti geldiği için, kas kontrolü de henüz gelişmediği için durmaksızın oraya buraya işeyecek ve siz delireceksiniz.

köpek eğitim kafesi denen bir nane var. kare şeklini alan, üstü açık, ufacık bir tel kafes. bundan aldım ben. içine sadece yatağını, mama ve su kaplarını koydum ve üstüne yapmasını istediğim köpek pedlerinden serdim. (bu arada şunu da belirteyim, köpek pedleri inanılmaz pahalı. ben bebek alt açma örtüsü diye geçen, her markette bulunan ve paketi 12 lira olan örtülerden kullandım. işimi de gayet güzel gördü.) hareket edebileceği bir alan yoktu. köpek, yatıp uyuduğu yatağına tuvaletini yapmayacağı için, mecburen pedi kullanmaya alışıyor ve bir süre sonra buna şartlanıyor.

ilk bir ay bu kafesten kesinlikle çıkartmadım. iki çiş arası en fazla 1 saat olduğu için, ancak o tuvaletini yaptıktan sonra kucağıma alıp sevdim, öpüp kokladım, sonra yine yerine koydum. çok zor geçiyor bu dönem.. zira o kadar tatlı oluyorlar ki insanın o cücük kadar yere hayvanı kapatası gelmiyor. ama kafes eğitimini tercih etmeyenlerin bu süreçte çok çok zorlandığını ve uzun vadeli problemler yaşadığını gördüğüm için doğrusunun bu olduğunu düşündüm. kafesteki pedinin üstüne çiş spreyi diye satılan şeylerden sıkıp köpeğinizin kokuyu alıp doğru yere yapmasını da sağlayabilirsiniz. ama bizde buna da gerek olmamıştı.

bir aydan sonra kafesi büyüttüm. kare şeklini değiştirip tellerin açık kısmı duvara yaslanacak şekilde eskisinden çok daha büyük bir alan sağladım ona. ara sıra fire verse de çoğunlukla pedine yaptı. hata yaptığında sert bir sesle hayır deyip, ilgiyi keserek yalnız bıraktım. biraz daha büyüdüğünde kafesi daha da genişlettim ve aşıları tamamlanıp veterinerimiz dışarı çıkabileceğimi söylediğinde kafesi tamamen kaldırdım. yalnız bu dönemde de tüm evde gezmesine izin vermeyip sadece salonda takılmasına izin verdim. haftalar içinde yavaş yavaş tüm evde dolaşmaya başladı ve hal böyle olunca evde birden fazla yere ped koymaya başladım. zira hala kas kontrolü tam gelişmediği için, tuvaleti geldiğinde salondaki pede kadar yetişemeyebiliyordu. bu dönemde 10 çişin 7sini doğru yere yapmaya başladı ama ben hala hunharca çiş, kaka temizlemeye, sirkeyle ortalığı kırklayıp evin çoban salatası gibi kokmasına tahammül etmeye çalışıyordum.

günü gelip ilk kez sokağa çıkarttığımızda, evdeki çişli pedi çimlere sürdüm ve artık buraya yapması gerektiğini öğrenmesini sağlamaya çalıştım. bizim arkadaş buna yanaşmadı başta. 3 saat sokakta dolaştığım oluyordu ve kesinlikle yapmayıp eve kadar tutuyordu. kapıdan girer girmez koşa koşa pedine çiş yapıyordu. garibim geçen 4-5 ayda öyle şartlanmıştı ki pede yapmaya, sokağa yapmanın yanlış olduğunu düşünüyordu. dışarı çıkarken mutlaka ödül maması alıyordum yanıma. dışarı çiş yapmaya başladığında manyaklar gibi sevinç gösterisi yapıp, başını okşayıp, ödül maması vermeye başladım. o da böyle böyle, “doğru olan bu galiba la” moduna girmeye başladı. dışarı çıkartmaya başladığımda önceleri saat başı çıkıyordum. yaşı itibariyle uzun saatler tutamayacağı için sık sık çıkmam gerekiyordu. ilk bir iki haftadan sonra iki saatte bir çıkmaya başladım. sonra üç dört derken, aralar zamanla açıldı.

bu arada ben dışarı çıkartmaya başladığım ilk günden beri pawz marka köpek patiği kullandım. her sokağa çıkışta ayakları yıkamak çok zahmetli ve köpek açısından da sağlıklı olmayan bir yol. biz yavruluk zamanlarından beri alıştırdığımız için hiç zorluk çekmeden alıştı ve şimdi sokağa çıkacağımız zaman patisini kaldırıp giydirmemi bekliyor. bu pawz konusunda dikkat edilmesi gereken tek bir şey var. o da şu ki bunlar balon gibi bir şey olduğu ve köpeğin ayağının hava almasını engellediği için, sadece çok kısa süreli kullanılabiliyorlar. ben uzun süre dolaşacaksam ya da hafta sonu gezmesine parka bahçeye bir yere gidiyorsam kesinlikle giydirmiyorum. köpekler patilerinden terlerler. pawz’la uzun süre gezerlerse nemli kalan patilerin arasında mantar oluşur ve bu da çok sıkıntı. ancak 20 dakikayı aşmayan kısa yürüyüşlerde ve tuvalete çıkmalarımızda kullanıyoruz ayakkabılarını ve son derece de rahat ediyoruz.

velhasıl yaklaşık 6 ayın sonunda, bizimkinin tuvalet eğitimi yüzde 95 oturdu. şu an 12 saat arayla sabah ve akşam çıkartıyorum. ishal olduğu geçen haftayı saymazsak, son 2 aydır hiç fire vermedi ve eve tuvaletini yapmadı. yani en başta dediğim gibi bir sene sürmedi benim çiş kaka temizlemem. ama onu alırken buna kendimi hazırlamıştım ve öyle olsaydı da dert etmezdim.

bu sürecin çok kolay geçtiğini söyleyip köpek almayı düşünenleri gazlarsam yalan söylemiş olurum. sürekli çiş temizlemek, halısız evden nefret eden biri olarak halısız aylardır oturuyor olmak, önceleri saat başı sokağa çıkıyor olmak müthiş zorladı beni. ama sevgisi o kadar büyük ve baskın ki, ağır gelmedi zorlukları.

laika’yı sahiplenirken, köpeklerin sürekli evdeki eşyaları kemirdiğini, ayakkabı parçaladığını okumuştum. ama geçen zamanda gördüm ki enerjisini atmış, gün içinde yeterince egzersiz yapmış, oyun oynanmış hareketli bir köpek ne ısırıyor ne eşyalara zarar veriyor. bir yıla yakındır benimle, ne bir eşyam parçalandı, ne bir mobilyam ısırıldı.

köpek sahiplenmek insanın hayat tarzını değiştiren bir şeymiş. çocuk sahibi olmak gibi. bu yıl tüm tatil planımızı ona göre yaptık biz mesela. köpek kabul eden ve onun rahat edebileceği pansiyondan hallice bir yeri seçtik. uçak onu sadece kargo bölümünde kabul ettiği ve onu oraya tıkmayı asla kabul etmeyeceğim için 12 saat araba yolculuğu yaptık. gece eğlenmeye çıksam mutlaka belli saatte dönmem gerekiyor, çünkü evde beni bekliyor oluyor. yatılı kimsede kalamıyorum. cereyandan rahatsız olmasın diye karşılıklı cam açmıyorum. tüm hayatım kızıma endeksliydi eskiden. şimdi bir de köpeğim ortak oldu ona.

bunların dışında diyebilirim ki tek başına köpek bakmak zor. ben kızımla yalnız yaşıyorum dolayısıyla köpeğin sorumluluğunu paylaşabileceğim kimse yok. haftada bir iki kez gelen erkek arkadaşımın köpeğimizi gezdirmesi dışında, tüm sorumluluğu benim üzerimde. birden fazla yetişkin evde olsaydı, paslaşarak temizlik ve gezdirme işlerini hallederek bu süreci çok daha kolay atlatabilirdim. dolayısıyla siz evde birden fazla kişiyseniz, işiniz çok daha kolay.

tüm bu zorluklarına rağmen ona olan sevgimi kelimelerle anlatamam. onsuz sokağa çıktığımda koşarak eve dönüyorum. sabah özleyerek uyanıyorum. içime sokasım geliyor. on senedir kedilerle yaşıyorum ve kendimi kedici sanırdım ama köpek bambaşkaymış. tarifi yok. zorluklarının altından kalkabileceğini düşünen, yeterli zaman, enerji ve bütçeyi ayırabileceğini düşünen herkese içtenlikle tavsiye ediyorum. çizgi film karakteri gibiyim, gözlerimden kalpler fışkırıyor ona bakarken. ömrü uzun olsun, senelerce bizimle olsun diye dua ediyorum…

Kısa kısa ekstra tavsiyeler

  • ev içinde bakmayın. ne kendinize eziyet edin, ne hayvana. ev içinde canlı bakılmaz, 4 duvar arasına sıkıştırıp psikolojik etki yaratmayan hayvanın üstünde. sonra ayda 1 sefer dışarı çıkarınca sudan çıkmış balığa dönüyor hayvan, neye uğradığını şaşırıyor, eve döndüğünde ise kapalı duvarlar arasında kalacağı için daha çok üzülüyor. benim gibi bahçeniz varsa alın, yoksa dediğim gibi kesinlikle önermiyorum.
  • vakit ayırmanız şart. evden sabah çıkıp akşam geliyorsanız ve hiç ilgilenmiyorsanız olmaz. köpekler kaç yaşına gelirse gelsin, küçük bir bebekten farkları olmuyor. özellikle golden, labrador gibi hassas köpekler çok kafaya takar, diğer cinsleri bilemeyeceğim. kedi gibi değillerdir asla, kedi kendi kendine yetebilen bir hayvan; köpek ise bakıma muhtaç, sevgiye muhtaç, sürekli ilgi-alaka istiyor.
  • oyuncak muamelesi yapmayın hayvana. dişi aldıysanız sakın hemen kısırlaştırmayın! en az 1 sefer, mümkünse 2 sefer annelik duygusunu tatsın, yoksa gerçekten hiç doğurmasına izin vermeden kısırlaştırırsanız köpek üzüntüden ölebilir bile.
  • hava olsun diye de köpek almayın sakın.
  • köpeği hep başının üstünden sevin, mümkünse boyun altından sevmeyin. boynunun altından sevmek, köpeğe “lider sensin, ben senin köpeğinim” demek. küçük yaşlarda sıkıntı olmaz ama hayvan yaşını almaya başladığı zaman kendini lider gibi görür ve yeri geldiğinde sahibine bile saldırabilir. egemenliği sizin kurmanız gerek, yoksa iş alırsınız başınıza, bi daha önüne geçemezsiniz.
  • sevin ama çok abartmayın. gereğinden fazla sevgi köpeği aşırı şımartır, her önüne gelene kuyruk sallamaya başlar, sokakta gezdirirken her gördüğü insanın ayakları üzerinde kendini yere serip şımarır. böyle olunca da hayvanda ciddiyetin c’si kalmaz maalesef.
  • komutları 3 ila 9 ay arasında öğretmeye başlayın. lakin bunu yaparken köpeği köleleştirmeyin, bazı yarışma programlarına çıkan köpekler gibi şebeğe dönmesin hayvan. belli başlı komutlar bilse yeter: otur, bekle, hayır!, koş!, getir! ve bir şirinlik olarak “pati ver bakayım” komutları yeterli olacaktır. bilhassa hayır komutunu öğretmeniz gerek, nerede nasıl davranacağını bilmesi açısından bu komut çok önemli. bunlar sabır isteyen şeyler, birkaç ayınızı alır en az. birden yapamadı diye şiddet uygulamayın sakın hayvana, bir bok başaramazsınız. 1 sefer öğrenince zaten adam akıllı, bir daha unutmaz hiç. ama tabi unutmaz derken… pratikte uygulayın hep gün ortasında falan.
  • 1 yaşına kadar sadece mama ile besleyin derim ben, 1 yaşından sonra normal yemeklere (tabi her yemek değil) geçebilirsiniz, mama ile karışık yemek verebilirsiniz. hiçbir zararı yoktur, ama 1 yaşına kadar sadece mama kullanın.
  • kediniz varsa sıkıntı olmaz. bizde önceden kedi vardı, hala var. köpek ilk geldiği zaman sadece kıskançlık sendromuna girmişti biraz, beni sev diye saçma salak hareketler yapıyordu kedimiz. ama şu an çok çok mutlu ve huzurlular, yeri geldiğinde oyun oynuyorlar, yeri geldiğinde geceleri kuzu gibi yan yana uyuyorlar aynı yatakta. ama tabi kediniz çok çirkef ve aşırı dik başlıysa sıkıntı olur, bizimki çok uysal.

Final tavsiyeleri
ilk sekiz on ay bebek bakacaksın. eşyalara zarar verecek, siz yokken ağlayacak, ortalığı talan edecek, kaka, çiş yapacak. sonunda bir orta yol buluncaya kadar. orta diyorum çünkü evin temizlik ve düzeni asla eskisi gibi olmayacak.

sekizde evden çıkmak için eskiden 7’de uyanman yetiyorsa artık 6’da uyanıp onu dışarı çıkarıp enerjisini atmasını sağlayacaksın. bu 10 yıl böyle sürecek her sabah. asker gibi. akşamları alemlere akmak bitecek. hatta bisiklete falan bile binmek istiyorsan önce eve dönüp mamasını verecek sonra evde beklerken oluşmuş enerji birikiminin atması için onu dışarı çıkarıp yüzü gülene kadar koşturup, oynayacaksın.

mamayı önüne koyup bırakmak imkansız olduğundan mama saatlerinde mutlaka evde olman gerekecek, eğlenmeye gidecek olsan bile önce bu ihtiyaçları gidermek için eve döneceksin.

hafta sonu programlarını ona göre yapacaksın, seyahatlerde giderken pansiyon bulmak da gerekecek.

en fazla 10 yıl içinde çok yaşlanacak, yaşlanmasa da arada hasta olacak. safkan bir ırk seçmişsen genetik hastalıklarla boğuşacaksınız.

sonra bir gün bütün bunlara rağmen canın gibi sevdiğin, evladın yerine koyduğun dostunun cansız bedenini, paket edilmiş halde koltuğunun altına kıstıracaklar, ağlaya ağlaya şehir dışına çıkıp bir çukur kazacaksın.

bütün bunlara hazır değilseniz almayın.

kaynak eksiseyler